DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2375

Asker arkadaşı

Asker arkadaşını aradan geçen iki seneye rağmen asla unutamıyordu. Bir fırsatını bularak vaktiyle birlikte çok güzel günler yaşadıkları bu dert ortağını ziyarete gitti. Sağdan soldan soruştura soruştura nihayet bu dindar arkadaşının evini buldu. Kapıda karşılaştıkları aziz dostu ile sevgiyle kucaklaştılar, acı-tatlı askerlik hâtıralarıyla dolu günlerini yâd ederek hasret gidermeye çalıştılar. Derken misafir odasının bitişiğindeki odadan evin hanımının homurtuları duyuldu:

– Sanki kendi karnını doyurdu da evine misafir getiriyor; ona buna ziyafet çekiyor?

Kendisi evin hanımının bu homurtularını duyunca yüzü kızaracak derece utandığı halde, asker arkadaşı hiç de aldırmıyor, karısının misafire karşı takındığı bu kötü tavrına âdeta kulaklarını tıkamışçasına önem vermiyordu.

Bin defa pişman olmuştu, ama bir defa gelmişti artık. Bir gece olsun kalmaya mecburdu.

Askerlik günlerinin acı-tatlı hâtıralarını tazeleyerek derin bir sohbete daldıkları sırada yatsı ezanı okundu. Askerlikte yaptıkları gibi ev sahibi arkadaşı imam, kendisi de cemaat olarak namaza durdular.

Ama namazı nerede kıldılar? Asıl merak edilmesi gereken konu burasıydı. Arkadaşı:

– Allahü Ekber, der demez kendilerini Kâbe’nin karşısında buldular. Farz bitinceye kadar Beytullah’daki cemaatle beraber namazlarını kıldılar.

O gecenin sabahına kadar, karşılaştığı bu hâli düşünüp durdu. Sabah yemeğinden sonra arkadaşına vedâ ederek ayrılırken, hâlâ evin hanımının misafire karşı takındığı bu tavrın izahını bir türlü yapamıyor, askerlik arkadaşının ise namazda kendisini Kâbe’ye götürecek derecede kerâmet gösterişini hayretle karşılıyordu.

– Böyle kadını ben olsam bir gün tutmam, diyerek evine döndü.

Aradan uzun bir müddet geçmiş, bu cefakâr arkadaşını bir kere daha ziyaret etmek arzusuna kapılmıştı.

Ancak bu defa değişik bir durumla karşılaştı. Daha evvelki gelişinde hanımı misafire karşı menfî tavır takındığı halde, bu defa onun yerinde bulunan bir başka hanım şöyle konuşuyordu:

– Efendi, çoktandır evimize misafir getirmiyorsun, bereket ve sevaptan da bizi mahrum bırakıyorsun. Misafir on kısmetle gelir, birini yer, dokuzunu misafir olduğu eve bırakırmış... Allah’ın rızası misafire ikramla kazanılır. Müslümanın sofrasında misafir eksiksiz olmalıymış... Allah’a şükür perişan değiliz. Hem iki kişinin yiyeceğinin üç kişiye yeteceğini Peygamberimiz haber vermiş... Bundan sonra soframızdan misafiri eksik etme!..

Bu defa karşılaştığı teşvik edici manzaradan memnun olur. Yine evvelki gibi yatsı namazına birlikte dururlar.

Ne var ki, bu defa namazda Kâbe’yi ayân beyân göremezler. Beytullah’ı karşılarında duman, pus içinde belli belirsiz halde müşahede ederler.

Sabah ayrılırken arkadaşından bu halin hikmetini sorar. Asker arkadaşı şöyle izah eder:

– Sizin ilk gelişinizdeki misafirden hoşlanmayan hanımım bana çok eziyet ediyor, misafire sofra hazırladığı için beni şiddetle hırpalıyordu. Fakat ben bu hırpalamaların bazısına karşılık veriyor, çoğuna da sabırla mukabele ediyordum. Bu sabrıma mükâfat olarak da Allah’ım bana namazlarımı Kâbe’de kılma mükâfatı ihsan ediyor, bütün namazlarımı Beytullah’ın huzurunda kılıyordum.

Ne var ki o misafir sevmeyen, bana eziyet veren hanım öldü. Yerine Allah Celle Celâlühu bu dindar hanımı nasib etti. Bu, benden fazla misafire ikrâm istemekte, misafir getirdiğim için beni asla hırpalamamaktadır. Bu yüzden ben de sabretmek mecburiyeti ile karşılaşmamaktayım. Sabrımın mükâfatı olarak namazda bana gösterilen Kâbe de artık o günden bu yana, uzaktan uzağa görünmektedir!..

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org